Işınlanma Teknolojisi ve Deneyleri

Star Trek gibi filmlerde görülen ışınlanma gerçekte mümkün müdür? Evet, ışınlanma gerçektir, teorik olarak vardır ve laboratuar koşallarında küçük ölçeklerde gerçekleştirilmiştir. Fakat şimdiye kadar edinilen birikimler henüz cisimlerin ışınlanması için yetersizdir.


Gerçek Bir Cisim Işınlaması

Film ve romanlarda insanlar ve diğer varlıklar arasında, zaman bükülmesi ya da boyut yırtılması aracılığıyla olur ışınlanma. Işınlanma bir boyut aracılığıyla bir çeşit kapıdan geçip bir noktada ortaya çıkmamız gibidir. Fakat ışınlanma hakkındaki son deney ve tecrübelerimiz bu şekilde olmamıştır. Günümüzde ışınlanma deneyleri bir bilginin A noktasından B noktasına ulaşmasıyla ilgilenir.


1998'de bir deneyle foton paketlerinin değişime uğramadan 1m uzaklıkta bir noktadan diğer noktaya transferi gerçekleştirildi. 2011'deki başka deney 16 kilometre mesafede ışık paketlerinin ışınlanmasını gerçekleştirdi. Bunlar kuantum ışınlama olarak bilinir ve kuantum bilgisayarların temelini oluşturur.


Klasik Işınlama

Kuantum ve Klasik ışınlama arasındaki temel fark transferin kullanım şeklinden kaynaklanır. Klasik yolda basitçe bir cisim A noktasından B noktasına transfer olur. Işınlamayı bu yolla gerçekleştirmeye çalışırsak girişimimiz Belirsizlik Prensibi duvarına çarpacaktır (ileride açıklanacak) Bu da yeni bilimcileri ilkel bir konsept olan bir cismi kopyalayıp bu bilgiyi alıcı bir istasyona gönderme fikrine yöneltmiştir.

Burada tüm fikir cismin taşıdığı bilgi üzerine kuruludur. Basit bir faks makinesini düşünelim. Bir yerden üstünde mesaj olan bir kağıdı göndeririz bu da başka bir yerden alınır. Dikkat edilirse burada mesaj aynı mesajdır fakat kağıtlar aynı değildir. Klasik Işınlama da bu şekildedir. Bir cismin tüm bilgilerinin (atomik, moleküler düzeyde) kopyası alınıp alıcı istasyona gönderilerek bu bilgiye göre cismin yeniden yapılandırlımasıyla oluşur. İnsanın ışınlanmasını da bu yolla düşünürsek, gönderme istasyonunda duran bir insan alıcı platformda da benzer bir organizma. Düğmeye basıldığı anda insanın taşıdığı bütün data kopyalanarak alıcı istasyona aktarılır, alıcı istasyon da bu bilgi ile organizmayı işleyerek o insana dönüştürür. Bu durum bazı etik sorular da yaratır:

Gönderici istasyondaki adama ne olur?
Bu iki kişi ne kadar benzer olur?
İlk beden yok edilmiş olduysa bu öldürmek anlamına gelmez mi?


Işınlanma ve Belirsizlik İlkesi

Basit ifadeyle Heisenberg Belirsizlik İlkesi bir cismin aynı anda hem konumunu hem momentumunu tam bir şekilde ölçemeyeceğimizi söyler. Birisini ne kadar iyi ölçerseniz diğeri o kadar belirsizleşir. Klasik ışınlanmanın en büyük problemi budur. Bu ikisi tam ölçülmezse berbat bir ışınlama oluşur.


Kuantum Işınlama

Bu konuda tüm olay kuantum dolaşıklık kavramı ile ilişkilidir. Dolaşıklık için kuantum dünyasında aralarında belli bir ilişki olan iki atomdan birinin durumunu ölçtüğümüz anda diğerinin bu sonuca göre kendini biçimlendirmesi diyebiliriz. Bu prensiple gönderici istasyonda bir datayı ölçtüğünüzde alıcı istasyon da o anda kendini biçimlendirir. Bu konsept Heisenberg Belirsizlik İlkesinden sıyrılmak için tek yol gibi görünüyor. Tabi bu durum, kuantum dünyasında çok küçük boyutlarda veriler için geçerli. İleride atom ve ışık paketlerinin çok uzak mesafelere ışınlanması için kullanılması mümkün.



Solucan Delikleri

Solucan delikleri iki karadelik arasındaki geçiş yoludur. İki noktayı birbirine bağlayan çok boyutlu yollar olarak da düşünebiliriz. Bir uçtan girdiğimizde zaman durur ve diğer uçtan çıktığımızda tekrar akmaya devam eder. Böylece kayıpsız bir transfer gerçekleşir.

Tabi ki gelecekte neler bulunacağını bilemeyiz. Belki bilimdeki yeni gelişmeler sonucu görüş alanımız değişecek ve başka yollar da keşfedeceğiz.


Benzer Yazılar
FİZİK MAKALELERİ şimdi Google Play Kitaplar'da

1 yorum :

Adsız dedi ki...

Bu çalışmalar 1990larda başladıysa bence dünya üzerinde gizli kurumlar tarafından çok çeşitli deneyler yapıyorlar. Bununla birlikte gerçekten kayda değer buluşlar ortaya kondu fakat rant için kimseye bildirilmiyor.

Yorum Gönder

Yorum Yap