E=mc² (Kütle-Enerji Denklikleri)

Einstein'ın meşhur E=mc² denklemi kütle ve enerjiyi kıyaslaması ve bu ikisinin bir eşitliğini vermesi sebebiyle fizikte devrim yaratmıştır.

Albert Einstein'ın E=mc² denklemi (ya da E eşittir m çarpı c kare) fizikte belki de en çok bilinen denklemdir. Bu denklem böylesine çok bilinmesine rağmen çoğunlukla ifade ettiği anlam bilinmemektedir.


E=mc² 'nin Kökleri

E=mc² denklemi Einstein'ın özel izafiyet teorisiyle ilişkilidir. Bu denklem aslında Einstein'ın orjinal özel izafiyet makalesinde bulunmaz. Einstein, kütle ve enerji eşitliği üzerine sonradan kısa bir makale yazmıştır. Özel izafiyet teorisinin ilkelerini birbirlerine zıt, iki yönde ışık enerjisi saçan bir cisim üzerine uygulayarak Einstein, cismin enerji yaydıkça kütlesinin azaldığını ortaya koydu. Kurduğu mantığa devam ederek, cismin kütlesinin, içerdiği enerji miktarının bir ölçüsü olduğu sonucuna vardı. Böylelikle enerji ve kütle arasında bir denklem yarattı.


Kütle-Enerji Eşitliği

Einstein'a göre kütle ve enerji aynı şeyin iki farklı görünümüdür. E=mc² denklemindeki E sembolü enerji miktarını, m sembolü kütle miktarını ve c sembolü de ışık hızını temsil eder. Eğer kütle enerjiye dönüşürse, ışık hızının karesiyle kütle büyüklüğünün çarpımı miktarında enerji ortaya çıkar. Fizikçilerin sıklıkla kullandığı ölçü birimleri, kütle için kilogram, enerji için joule ve hız için metre/saniye'dir.


Işık hızı 3x10metre/saniyedir. Einstein'ın denklemine göre 1 kg kütle 9x1016 joule'lük enerjiye dönüşür. Bir jolue, bir elmayı yerden kaldırıp masaya koymak için gereken enerji kadar küçük bir enerji olarak düşünülebilir. Fakat kilogramlık bir kütlenin enerjiye dönüşmesi çok büyük miktarlarda joule yani büyük bir enerji ortaya çıkarır.


Kütle ve Enerji Korunumu Yasaları

Korunum kanunları fizikteki temel kanunlardır. Bu kanunlar evrende dönüşüme uğrayan niceliklerin toplam miktarının her zaman sabit kaldığını söyler. Fizikte bu niceliklere korunumlu büyüklükler denir. Einstein'dan önce fizikçiler, kütle ve enerjinin birbirinden tamamen farklı, korunumlu iki büyüklük olduğunu düşünmekteydi ve kütle ve enerji birbirinden ayrı korunum yasalarına sahipti.

Einstein kütle ve enerjinin aynı niceliğin iki farklı versiyonu olduğunu gösterdiğinde enerjinin ve kütlenin korunumu yasaları birleştirilerek kütle-enerji korunumu yasası oluşturuldu. Buna göre evrendeki toplam kütle-enerji miktarı sabit kalmak zorundadır fakat kütle ve enerji E=mc² dönüşüm denklemine göre birbirlerine dönüşebilirler. Örneğin evrendeki toplam kütle-enerjiyi korumak için nükleer ve kimyasal reaksiyonlar enerji yayınladığında reaksiyona giren maddelerin kütle kaybetmesi gerekmektedir.


Benzer Yazılar
FİZİK MAKALELERİ şimdi Google Play Kitaplar'da

12 yorum :

Hasan Orhan BAYRAMOĞLU dedi ki...


Altı kg uranyumun nükleer reaksiyona tabi tutulması sonucu ancak 20 g kadar bir kütlenin enerjiye dönüştüğünü duymuştum. Böyle bir bilgi olmadığını varsaysak, bütün kütlenin enerjiye dönüşmüş olduğunu ve E= mc2 eşitliğini doğru kabul etsek. Yani kütleyi oluşturan protonların, nötronların, elektronların ve bu güne kadar tesbit edilen bütün alt fraksiyonların enerjiye dönüştüğünü kabul etsek demek istiyorum. muazzam bir enerjinin ortaya cıkacağından eminim.
Ancak bu muazzam enerjiyi şimdiye kadar tekrar kütle haline getireni hiç duydunuz mu? yani enerjiden nötron elde edeni, yada nötron imal etmenin yolunu bulanı hiç duydunuz mu? Eşitliğin karşı yakasının yani enerjinin kütleye nasıl dönüşeceğinin ortaya konması gerekmiyor mu? E=mc2 yada m=E/c2 yada enerjinin korunumundan bahsedenlerin bu soruya cevap vermesi gerekmiyor mu?
selamlar
H Orhan BAYRAMOĞLU

Unknown dedi ki...

Reaksiyon sonucu enerji çıkaran maddelerin kütlesi azalıyorsa kimyadaki kütlenin korunumu kanunu yanlış mı?

Adsız dedi ki...

arkdaşım, sen topu yuvarladığın zaman sürtünmeden dolayı ısı açığa çıkacaktır ve yavaşlayacaktır bu da ona benzer. Azalan maddenin kütlesi başka bir enerjiye dönüşür

Adsız dedi ki...

ÖNCELİKLE MAKALEYİ YAZAN ARKADAŞI TEBRİK ETMEK İSTİYORUM.

ÇOK GÜZEL BİR YAZI OLMUŞ.

DAHA SONRA YORUM YAZAN ARKADAŞA ŞUNU SÖYLEMEK İSTİYORUM.

İNSANLAR ENERJİNİN KÜTLEYE NASIL DÖNÜŞTÜĞÜNÜ BULDUKLARINDA; BU SEFER DE
ENERJİNİN NEREDEN GELDİĞİNİ SORGULAYACAKLAR.

YANİ ANLAYACAĞINIZ BU MERAKIN SONU GELMEZ...

umut bulat dedi ki...

Hayatta bu değilmi gizem içinde gizem sır içinde sır

Emrah Argun dedi ki...

Hasan Orhan BAYRAMOĞLU. evrenin sonuna kadar yaşayabilsek sorunun cevabını büyük olasılıkla bulmuş oluruz diye düşünüyorum. hareket enerjiyi getiriyorsa. mc2 c hızın üst limiti. hareketi durdurman da serbest enerjiyi tekrar maddeye dönüştürecektir. bunu yapacak kuvvet gravitasyonal olabilir başka kuvvetler de olabilir. zıttı olmayan kuvvet olarak sadece gravitasyonel var, evrene şekil veren.

Ortaakarsu dedi ki...

Bu tür kuramlar yani kuantum anlayışı ışık hızına yakın hızlarda kullanılır. Eğer bir maddeyi ışık hızında hareket ettirirseniz evet kütlenin korunumu yasasında anlatılandan farklı bir sonuca varırsınız. Burada önemli olan ışık hızıdır. Yaşadığımız hayatta, fiziksel ve kimyasal her türlü olan Newton fiziği çerçevesinde gerçekleşir, buna klasik fizik diyoruz. Ama ışık hızına yakın hızlar konu olan bir durumla karşı karşıyaysak newton fiziği geçerliliğini yitiriyor. Burda da devreye kuantum mekaniği giriyor.

özlem Sancar dedi ki...

IŞIK HIZINDAN DAHA HIZLI OLAN DÜŞÜNCE HIZIDIR....

Adsız dedi ki...

Katılıyorum İlerde Sadece Düşünce Gücünün Neler Yapacağını Hayal Dahi Edemeyiz

sinan dedi ki...

Bir kütleyi ışık hızına çıkartmak mümkün ancak kütle farklı bir enerjiye dünüşür
ayni molekül dizayiniyle geri getirmek mükün değil şimdilik.

Səfa Məcidov dedi ki...

tesekkur edirem

Umut RÜZGAR dedi ki...

İlk olarak KİMYASAL reaksiyonlarda kütle korunur ve bir hata yok yasada. Kütlenin azalması için NÜKLEER reaksiyon falan(başka yollar varsa tam bilmiyorum bir şey diyemem) gereklidir.

İkinci olarak düşünce hızı ışık hızından hızlı demişsiniz, insanı çok yüce bir varlık olarak görmek elbette gurur okşayıcı biliyorum ama ne yazık ki bu bir mittir. Düşünce hızı dediğiniz şey beyindeki nöronların birbiriyle etkileşme hızlarıdır,çalışma hızlarıdır ki hızları ışık hızına yaklaşamaz(yani küçüktür). Çünkü eletrokimyasal olarak hem madde hem de elektrik şeklinde iletilir, düşüncelerimizi oluşturan iletimler.

Lütfen kulaktan dolma bilgilere itibar etmeyiniz. Hiçkimse yanlış bilgilendirilmemeli, yanlış bilgileri düşünerek zaman kaybettirilmemeli, kandırılmamalıdır diye düşünüyorum, sevgiler.

Yorum Gönder

Yorum Yap